Mürselât Suresi
The Emissaries (Al-Mursalaat)
سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًۭا
Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;
DİYANET VAKFI MEALİفَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًۭا
Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;
DİYANET VAKFI MEALİوَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًۭا
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
DİYANET VAKFI MEALİفَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًۭا
(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;
DİYANET VAKFI MEALİفَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا
Öğüt telkin edenlere;
DİYANET VAKFI MEALİعُذْرًا أَوْ نُذْرًا
(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ
Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!
DİYANET VAKFI MEALİفَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
DİYANET VAKFI MEALİوَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
Gökkubbe yarıldığı zaman,
DİYANET VAKFI MEALİوَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
DİYANET VAKFI MEALİوَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
DİYANET VAKFI MEALİلِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
(Bu alametler) hangi vakte ertelenmiştir?
DİYANET VAKFI MEALİلِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
Ayırım gününe.
DİYANET VAKFI MEALİوَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
(Resulüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİأَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ
Biz, (bunlar gibi inkarcı olan) öncekileri helak etmedik mi?
DİYANET VAKFI MEALİثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْءَاخِرِينَ
Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
DİYANET VAKFI MEALİكَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
İşte biz suçlulara böyle yaparız!
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİأَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍۢ مَّهِينٍۢ
(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
DİYANET VAKFI MEALİفَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍ
İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
DİYANET VAKFI MEALİإِلَىٰ قَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ
Belli bir süreye kadar.
DİYANET VAKFI MEALİفَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ
Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline!
DİYANET VAKFI MEALİأَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا
Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
DİYANET VAKFI MEALİأَحْيَآءًۭ وَأَمْوَٰتًۭا
Dirilere ve ölülere.
DİYANET VAKFI MEALİوَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا
Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
(İnkarcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
DİYANET VAKFI MEALİٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍۢ
Üç kola ayrılmış, bir gölgeğe gidin.
DİYANET VAKFI MEALİلَّا ظَلِيلٍۢ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ
Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
DİYANET VAKFI MEALİكَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌۭ صُفْرٌۭ
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİهَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
Bu, (kafirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
DİYANET VAKFI MEALİوَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİهَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
(O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.
DİYANET VAKFI MEALİفَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ
(Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ
Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
DİYANET VAKFI MEALİوَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
DİYANET VAKFI MEALİكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
(Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi afiyetle yeyin için" (denir).
DİYANET VAKFI MEALİإِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
İşte, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİكُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
(Ey inkarcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİوَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
DİYANET VAKFI MEALİوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
DİYANET VAKFI MEALİفَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.
DİYANET VAKFI MEALİ